Üyelik

Şirketlerin kurumsallaşmasının önemi büyük

Burak Seyrek, Almanya‘daki en eski Türk bankasının başında. Türkiye İş Bankası’nın bir yan kuruluşu olan İşbank AG’nin temeli 1932’de Hamburg’ta kurulan bir şubeye kadar dayanıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında kapanan şubeden sonra, Türkiye İş Bankası 1965’te önce bir temsilcilikle , daha sonra da İşbank GmbH ve İşbank AG olarak Almanya’ya geri döndü. Bir Alman bankası statüsünde olan İşbank, Avrupa ile Türkiye arasındaki ticari ve yatırım ilişkilerine katkıda bulunmanın yanı sıra, Avrupa’daki Türklere de destek oluyor.

Yıllardır Almanya’da çalışan bir bankacı olarak, buradaki işletmelerin sorunlarını yakından tanıyorsunuz. En büyük sorun Sizce ne?

Genel olarak baktığımızda ben en büyük sıkıntılardan biri olarak kurumsallaşamamayı görüyorum. Bir iş kuruluyor, ama bu firma yalnızca bir kişiye bağımlı. Halbuki kurumsallaşma önemli, ancak o zaman şirket patrona, lider yöneticiye bağlı olmadan faaliyetlerini de sürdürebilir.  Halen Almanya’da 85 bin Türk şirketi var, bunlar da yaklaşık 450.000 – 500.000 kişiye istihdam sağlıyor, çoğu da küçük ölçekli. Bu ciddi bir rakam. Hatta bu şirketlerin 10.000’i yılda bir milyon Euro’nun üzerinde ciro yapıyor. Bunların arasında kurumsallaşmaya geçmiş olanlar da var, ama sayıları henüz o kadar fazla değil.

İşbank Almanya’daki Türk yatırımcılara da destek oluyor mu?

İşbank’ın faal olduğu üç ana işkolu bulunuyor. Öncelikle Türkiye ile Avrupa arasındaki dış ticaret bağlantılarında rol oynuyoruz. Bu bağlamda 2000’in üzerinde firmaya yatırım finansmanı sağladık. Ayrıca iki yöndeki ürün ve hizmet akımı önümüzdeki yıllarda artarak sürecek. Bunun yanında Türkiye’de şube açmak isteyen, Türkiye’ye gitmek isteyen yabancı şirketlere de hizmet veriyoruz. Ama bakınız, Almanya’da yılda 5000 Türk şirketi kuruluyor, aynı zamanda 2500’ü kapanıyor. Dolayısıyla biz mali destek dışında yatırım danışmanlığı da yapmaya çalışıyoruz. Girişimcilere hesap düzeni kurmaları gerektiğini anlatıyoruz. Hatta fizibilitede yardımcı olmaya çalışıyoruz.

İşbank diğer Türk bankaları gibi Almanya’nın, hatta Avrupa’nın finans merkezi Frankfurt’ta. Buradaki sinerjileri nasıl kullanıyorsunuz?

Yatırımcılar ve girişimcilere destek olduğumuz bir başka girişim de, Frankfurt Belediyesi ve Frankfurt School of Finance & Management ile Frankfurter Gründerfonds (Frankfurt Girişimci Fonu) projesi. Proje 2010 yılında kuruldu, biz de 2014 yılında katıldık. Burada 2500 ila 50.000 Euro arasında kredi ihtiyacı bulunan girişimcilere yardım ediliyor. Örneğin iş kurma planları ücretsiz inceleniyor. Ayrıca kredi vadesi süresince 3 ayda bir planda bir değişiklik yapılmalı mı, yapılmamalı mı diye kontrol ediliyor. Girişimci fona tüm belgeleriyle başvurup, olumlu bir değerlendirme aldığı durumlarda, bu proje kapsamındaki bankalardan biri ile altı ila sekiz hafta içerisinde bir kredi anlaşması imzalayabiliyor. Biz de bugüne dek beş, altı girişimciye kredi verebildik bu kapsamda. Aslında bu tür uygulamaların yaygınlaştırılması gerekir.

Bir bankanın bu kapsamda hangi sorumlulukları bulunuyor?

Bankayı, yalnızca bir para kazanma kurumu olarak görmemek gerek. Hizmet verdiğiniz kişilerin, muhatabınızın çıkarı da, en az kendi çıkarınız kadar önemli olmalı. Dolayısıyla doğru “Hayır”ı da zamanında söylemek gerekiyor. Yani bir iş olmayacaksa, karşınızdakine “olur” demek sorumsuca olacaktır. Bazıları bize eski bilançolarıyla geliyor. O zaman da deyim yerindeyse “İki yıl öncesinin fotoğrafıyla kız alınmaz” demek gerekiyor tabi ki.

Diese Seite verwendet Cookies, weitere Informationen finden Sie hier.
Verstanden